Uygulamalarımız
Bicom Alerji Testi ve Tedavisi - Perşembe, 06 Nisan 2017 00:00
Duygu Şifresi Çalışmaları - Çarşamba, 05 Nisan 2017 00:00
Psikolojik Kinezyoloji - Çarşamba, 05 Nisan 2017 00:00
Matrix Inform Uygulama ve Eğitimcisi - Çarşamba, 05 Nisan 2017 00:00
GAPS Tedavisi - Pazartesi, 03 Nisan 2017 00:00

GAPS Tedavisi

GAPS'in hikayesi nedir?
GAPS tedavisinin yaratıcısı; Nöroloji ve Beslenme Uzman Doktoru Natasha Campbell-McBride'ın oğluna üç yaşındayken otizm tanısı konmuştur. Sonradan GAPS olarak adlandırılacak olan kendi geliştirdiği beslenmeye dayalı doğal tedavi yöntemiyle oğlunun bağırsak florasını ve böylece otizmini TAMAMEN iyileştirir.

Ardından İngiltere Cambridge'de açtığı klinikte, psikolojik sendromlu yüzlerce hastayı, geliştirdiği beslenmeye dayalı tedaviyle sağlığına kavuşturur. Zamanla geliştirdiği bu  tedavi "GAPS Tedavisi", psikolojik sendromlu hastaları da "GAPS hastaları" olarak adlandırılır. 2004 yılında GAPS tedavisinin uygulanışını yazdığı "GAPS - Gut and Psychology Syndrome" (Bağırsak ve Psikoloji Sendromu) kitabı yayınlanır. Bugün ise GAPS Tedavi kitabı, 12 dile çevrilmiş olup 11. baskısını yapmıştır ve kitabın satış rakamı 500.000'leri aşmıştır.

Hasarlı bağırsak nasıl olur ve nasıl hastalıklara neden olur?
Bağırsak florasının hasarlanması nedeniyle, iyi sindirilemeyen besinler; ağır metaller bağırsak duvarından kana geçer. Bu durum bağışıklık sisteminin aşırı derecede çalışmasına ve kana geçen ağır metaller ile sindirimi tamamlanmayan besinlere karşı da antikor üretmesine sebep olur. Bağışıklık sisteminin aşırı derecede çalışması sonucu üretilen bu antikorlar; kendi vücut dokularına saldırmaya başlar ve yok etmeye çalışır. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatır ve Otoimmün Sistem Hastalıklarına neden olur.
Aşırı çalışan bağışıklık sistemi sonucu üretilen antikorların, Merkezi Sinir Sistemine yönlenmesiyle; her sinir hücresini ve her sinir lifini koruyan bir yalıtım maddesi gibi kaplayan miyelin tabakasına saldırması sonucu Multiple Skleroz (MS) hastalığı ortaya çıkar. Bu inflamatuar reaksiyon, sadece miyeline değil aynı zamanda oligodendrosit yani miyelini üreten hücreleri de hasara uğratmaktadır. Miyelin tabakasının yok edilmesi sonucunda sinir aksonları çıplak kalmaktadır. Çıplak, yani demiyelinizasyona uğramış aksonlar elektrik impulslarını çok yavaş iletmekte ya da hiç iletememektedir. Bu nedenle beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyeti bozulur. GAPS Tedavisiyle hastalığın kaynağı olan ince bağırsaklardaki geçirgenlik ve bakteri dengesizliği iyileşeceği için; onarım mekanizmaları harekete geçer. Daha önce hasar görmüş miyelinin onarımıyla impuls aktarımının tekrar sağlıklı gerçekleşmesine ve geçici olarak yitirilen fonksiyonların büyük bir bölümünün tekrar geri alınması sağlanmış olur.

Haşimato Tiroiditi
Tiroid hücrelerine karşı antikor  gidip yapışarak onları "aynı bir mikropmuş" gibi tahrip eder. Bunun sonucu olarak iltihabi bir durum (tiroidit) ortaya çıkar. Bu iltihap ve harabiyet sonucunda hormon üreten tiroid hücreleri çalışamaz hale gelir, kandaki tiroid hormon (tiroksin) düzeyi düşer, TSH düzeyi artar. Hastada hipotiroidizm (tiroid hormon yetmezliği: örneğin Haşimato hastalığı) veya daha seyrek olarak hipertiroidizm (zehirli guatr: örneğin Basedow Graves hastalığı) oluşabilir. Antikorları çok yüksek olanlarda tiroid kanseri görülme oranı daha yüksektir.

Romatoid Artrit
Bağışıklık sisteminin eklemlere saldırması; Romatoid Artrit (RA) adı verilen, enflamatuvar bir otoimmün bozukluk olarak tanımlanan hastalığa neden olur. Engelleyici ve ağrılı bir iltihabi durumdur, ağrı ve eklem aşınması sebebiyle önemli oranda hareket kaybına yol açabilir. Eklemlerin iç yüzünü döşeyen dokunun iltihabı ile başlar ve kıkırdak, kemik, tendon ve bağlarda harabiyet yapabilir. GAPS tedavisi; hastalığa kaynaklık eden ve bağışıklık sisteminin aşırı derecede aktive olmasına sebep olan bağırsak flora anormalliğini ve bağırsak duvarı hasarını ortadan kaldıracağı için, onarım mekanizmaları harekete geçerek eklem dokuları iyileşmeye başlayacaktır.

Kronik Yorgunluk Sendromları, Fibromiyalji, ülseratif Kolit, Crohn Hastalığı
Bağışıklık sisteminin aşırı aktivasyonu aynı zamanda, vücuttaki deri, damar, kalp, akciğer ve kaslar gibi birçok eklem dışı dokuyu da etkiler. Vücudun kendi dokularına karşı antikor üretmesi ile birlikte bağışıklık sisteminin zayıf düşmesi sonucunda Kronik Yorgunluk Sendromu, bir çeşit iskelet-kas sorunu olan Fibromyalji, saçlı ve tüylü bölgelerin beyazlaşmasına neden olan Vitiligo ve Vaskulit, ürtiker, Diyabet, Raynaud gibi hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Vücut tarafından gereksiz yere üretilen antikorlar bağırsağa karşı harekete geçmeye başlarsa ülseratif Kolit, Crohn Hastalığı, ortaya çıkar. Antikorlar akciğerleri etkilemeye başlarsa, durum Astımla sonuçlanır. GAPS Tedavisi bu hastalıkların kaynağı olan hasarlı ve geçirgen bağırsakları tedavi ettiği için; adı geçen bütün hastalıklar için önleyici ve tedavi edicidir.

Çölyak Hastalığı
Çölyak da GAPS'la tedavi edilen hastalıklardandır. Günümüzde çölyak hastalığında önerilen diyet, glüten içermeyen yiyeceklere izin veren Glütensiz Diyet'tir. Glütensiz Diyet, çölyak hastalığını tedavi etmez. Çölyak hastalığı tarihte bir zamanlar, ABD'de 1870-1964 yılları arasında yaşamış olan çocuk doktoru Sidney Valentine Haas tarafından tedavi edilmekte idi. Dr. Haas, beslenmenin çölyak hastalığı ve diğer sindirim hastalıkları üzerindeki etkisini yıllarca araştırdı. O ve meslektaşları, sindirim hastalarının diyetteki proteinleri ve yağları oldukça iyi tolare ettiğini gözlemledi. Ama tahıl ve nişastalı sebzelerdeki kompleks karbonhidratlar sorunu daha da kötüleştiriyordu. Şeker, laktoz ve diğer çift şekerlerin de diyetten çıkarılması gerekiyordu. Dr. Haas, 600'ün üzerinde hastayı 'Spesifik Karbonhidrat Diyeti (SKD)' yle tedavi ederek başarılı sonuçlar aldı. Verdiği diyeti en az bir yıl boyunca sürdürenlerde 'nüksetme, ölüm, kriz, solunum problemi ve büyümeyle ilgili bir sorun yaşanmadan tam iyileşme' yaşandı. Bu araştırmanın sonuçları, 1951'de Dr. Sidney V. Haas ve Merrill P. Haas tarafından yazılan kapsamlı bir tıp ders kitabı olan The Management of Celiac Disease (çölyak Hastalığının Yönetimi)'de yayınlandı. Kitapta anlatılan diyet, dünya çapında tıp toplumu tarafından çölyak hastalığının çaresi olarak kabul gördü ve Dr. Sidney V. Haas'a pediatri alanındaki öncü çalışmaları nedeniyle onur ödülü verildi.
Dr. Sidney Haas, sadece çölyak hastalığını değil; Crohn's, ülseratif Kolit gibi iltihaplı bağırsak hastalıklarını da SKD ile tedavi ediyordu. Takip eden yıllar içinde korkunç bir şey oldu. Çölyak hastalığı sonuçta bir glüten intoleransı veya glüten enteropatisi olarak tanımlandı. Glütensiz diyetin çölyak hastalığında etkili olduğu yayılınca, SKD eskimiş bilgi olarak görülüp unutuldu. Sadece çölyak hastalığı değil, bağırsakta ortaya çıkan çeşitli iltihaplı durumlarda tedavisiz kaldı.
Eğer bir anne olmasaydı, SKD, çölyak hastalığıyla ilgili tüm o tartışmalardan sonra unutulup gidiyordu! Elaine Gottschall, ciddi bir şekilde ülseratif kolit hastası olan ve nörolojik problemler yaşayan küçük kızına yardım edebilmek için, 1958 yılında Dr. Haas'ı görmeye gitti. Küçük kız, iki yıllık SKD sonrasında hastalık belirtilerinden tamamen kurtulmuş, enerji dolu bir çocuk olarak gelişimine devam ediyordu. SKD'nin kızındaki başarısından sonra Elaine Gottschall; Crohn's hastalığı, ülseratif kolit, çölyak, divertikül iltihabı ve kronik ishalin çeşitli türlerini yaşayan binlerce kişiye yardım etti. Yıllarını bu diyetin biyokimyasal ve biyolojik temellerini araştırmaya adadı ve Breaking The Vicious Cycle, Intestinal Health Through Diet (Acımasız Döngüyü Kırmak, Diyet Yoluyla Bağırsak Sağlığı) adlı bir kitap yayınladı. Bu kitap dünyanın her yerinden binlerce çocuk ve yetişkin için gerçek bir kurtarıcı oldu ve çok sayıda baskısı yayımlandı.
Çölyak da dahil olmak üzere, GAPS Hastaları için uygun diyet; Spesifik Karbon Hidrat Diyetinin geliştirilmiş hali olan GAPS Diyetidir. Glüteni diyetten çıkarmak, çölyak hastalığını tedavi etmez. Patojenik florayı besleyen tüm tahılları, nişasta içeren bütün sebzeleri ve çift moleküllü bütün şekerleri de diyetten tamamen çıkarmak gerekir. Ayrıca; patojenik florayı kontrol altına alacak olan esas ve faydalı florayı geliştiren, hasarlı ve iltihaplı bağırsak dokusunu tamir eden yiyecekleri de diyete dahil etmek gerekir. GAPS Diyetinin temel mantığı budur.

GAPS Tedavisinin Kapsamı
GAPS Diyeti
GAPS Diyeti üç ana bölümden oluşmaktadır:
1.GAPS Giriş Diyeti (6 aşamalıdır, psikolojik ve fizyolojik hastalık semptomları giriş diyetinin ilk aşamalarında ortadan kalkmaya başlar)
2.Tam GAPS Diyeti (Bağırsak florası tamamen dengelenir ve psikolojik, fizyolojik semptomlar tamamen ortadan kalkar)
3.GAPS Diyetinden çıkış (Bağırsak florası, duvarı ve epitel dokusu tamamen iyileşmiştir ve GAPS Protokolü doğrultusunda diyetten çıkılır)

Besin Destekleri
GAPS'lı çocuk veya yetişkinler için başarılı bir beslenme yönetiminin bir numaralı şartının uygun bir diyet olduğunu ne kadar vurgulasam azdır. Dünyada hiçbir besin desteği, beslenmenin hastanızın durumunda y?arattığı etkinin yanına yaklaşamaz. Özellikle sindirim bozuklukları söz konusu olduğunda, ki GAPS temelinde bir sindirim bozukluğudur, hastanın bağırsağından ne geçtiği konusunda çok dikkatli olmalıyız. Neden? Çünkü pek çok besin desteği, zaten enfeksiyonlu ve hasarlı olan bağırsak astarımı tahriş edip iyileşme sürecini etkileyebilir.
Ancak, bazı besin destekleri oldukça faydalıdır ve bazıları da özellikle gereklidir. Besin destekleriyle ilgili kurallar kişiye göre değişir ve ideal olarak hangilerinin kullanılacağına bir uzmanla beraber karar verilmelidir. Burada, mutlaka alınması gereken temel desteklere odaklanacağız. Hastalarımın büyük bir çoğunluğu sadece diyet ve bu temel destekler sayesinde, başka bir şeye gerek kalmadan ilerleme kaydetti.

GAPS hastaları için temel besin destekleri:
1. Tedavi gücü olan etkili bir probiyotik
2. Temel yağ asitleri
3. Morina balığı karaciğeri yağı
4. Sindirim enzimleri
5. Vitamin ve mineral destekleri

* Hastanız iyileştikçe, birkaç yıl boyunca alınması gereken morina balığı karaciğeri yağı ve probiyotikler hariç, besin desteklerinin büyük bir kısmını kademeli olarak kesebilirsiniz. Vitamin ve mineral desteği almak son derece yaygınlaştı. Bunun sebebi sadece aldığımız "sağlık hapları" değil. Asıl sebep; piyasadaki yiyeceklerin çoğunun, işlenme sürecinde kaybettikleri besinlerin yerine koyulması için vitamin ve mineral katkılarının olması. Artık çoğu yiyeceğin endüstriyel tekniklerle yetiştirilip en başından itibaren neredeyse hiç besin değeri içermediğini söylemeye gerek bile yok. Ne yazık ki, yiyeceklere eklenen besin desteklerinin çoğu sentetik. Vücut, bu besinlerin doğal formlarını tüketmeye tasarlanmış ve sentetik formları genellikle algılamıyor, onlarla ne yapacağını bilmiyor. Örneğin pek çok böbrek taşı vakasının, sentetik formda C vitamininden kaynaklandığına dair giderek artan bir şüphe var. Piyasada bulabileceğiniz C vitamini desteklerinin çoğu sentetik formda.
* Modern dünyada besin desteği almadan sağlıklı olamayacağımıza, çünkü yediklerimizin bize ideal miktarda besin sağlayamadığına dair çok yaygınlaştırılmış bir görüş var. Gerçekten de kahvaltıda tost ve kahvaltılık gevrek, öğlen yemeğinde sandviç ve standart bir akşam yemeğiyle besleniyorsanız, vücudunuza ideal miktarda besin girmez ve besin desteği almanız gerekir. Bu kitapta anlattığımız diyet, vücudun tanıdığı ve ne yapacağını bildiği yoğun miktarlarda besini, doğal formunda almanızı sağlayacak. Taze sıktığınız meyve ve sebze suları; daha fazla vitamin, mineral ve diğer maddeleri bu besinlere ekleyecek. İyi bir probiyotik, gıdalardaki besinlerin emilim oranını en az % 50 oranında artırır. Dahası, probiyotik bakterilerin; B, K vitaminleri, biyotin ve vücuttaki diğer birçok madde açısından çok zengin oldukları düşünülür. Gerçekten de hasta tedavi edici dozlarda güçlü bir probiyotik aldığında, eksikliği ilk ortadan kalkan besinler bunlardır. Diyet ve probiyotikler sindirim sistemini onarmaya başlar ve hasta bu besinleri gıdalardan yeterince özümseyebilir.
* Konu GAPS hastaları olduğunda düşünmemiz gereken bir başka önemli nokta; sindirim sistemlerinin iltihaplı ve hasarlı olduğudur. Sentetik besin desteklerinin, tabletlerdeki dolgu ve bağlayıcı maddelerin ve kapsüllerin çoğu, zaten hassas olan GAPS'lı bağırsak astarını kötüleştirerek iyileşme sürecini sekteye uğratır. Diyeti uygulamak için bir sürü çaba sarf edip aldığı besin desteklerinin çoğunu kesmeden bir başarı elde edemeyen pek çok hastayla karşılaştım.
* Bu yüzden programın başında herhangi bir vitamin veya mineral desteği alınmasını normalde tavsiye etmiyorum. Daha çok diyeti uygulamak için çaba gösterip bağırsakta iyileşme sürecini başlatmayı tavsiye ediyorum. Sindirim sistemi bir kez düzgün çalışmaya başlasın, çoğu hastada besin eksiklikleri hiç besin desteği almadan ortadan kalkacak! Bunu vücut, kendi doğal yöntemleriyle yapacak. Elbette her hasta farklıdır ve bazılarının bilinçli bir besin desteğine ihtiyacı vardır. Ama bu konuda yetkin bir uzmanın karar vermesi gerekir.
* Aklınızda bulunması gereken birkaç önemli nokta şöyle: İçinde bağırsağın durumunu kötüleştirecek maddeler bulunmayan besin desteklerini seçin. Sıvı formda destekler; toz, tablet ve kapsüllerden iyidir. Diyette izin verilmeyen maddelerin de alınmaması gerek. Emilim oranı yüksek besin destekleri seçin. Örneğin vitamin ve mineral desteklerinin içlerinde fulvik asit (folik asitle karıştırmayın) olsun. Fulvik asit, topraktaki bakteriler tarafından üretilir. Bir besin desteğinin emilim oranını doğal yollarla oldukça artırabilir. Ayrıca ağır metalleri şelatlama özelliği vardır. Probiyotiğinizdeki toprak bakteriler, bağırsağınızda bu asidin bulunmasını sağlar. Besin desteklerini mutlaka en az miktarlarda tüketin!

Detoksifikasyon
Tedavinin önemli bir parçası da hastanın detoks sisteminden genel toksik yükü olabildiğince kaldırmaktır. Detoksifikasyon ve çevresel toksinlerden uzak durmak GAPS Tedavisinin önemli bir parçası olmak zorunda. Bağırsak florasını normale döndürmek, uygun besleyici bir diyet, temiz su, meyve-sebze suları ve toksinlerden kaçınma işe yarayan ve yan etkisi olmayan doğal önlemlerdir! Sağlıklı bir vücut, içeriden temizdir! İyi temizlenmeler!

GAPS hastalarının beslenmesinde dikkat edilecekler
GAPS Hastaları İçin Uygun Diyet
GAPS Hastalığı temelde bir sindirim hastalığıdır ve buna göre tedavi edilmelidir. GAPS hastalarına uygun olan diyet, genel olarak Spesifik Karbonhidrat Diyetine dayanmaktadır. Dr.Natasha Campbell McBride, hastalarına uyarlayabilmek için yıllar içinde diyette değişiklikler yaparak diyeti geliştirmiştir.

GAPS Beslenme Programında Mutlaka Bulunması Gerekenler
1.    Et ve Balık: Bütün taze ve donmuş etler, av eti, sakatat, kümes hayvanları, balık ve kabuklu deniz ürünleri. Et ve balık mükemmel besin kaynaklarıdır. Yaygın inanışın aksine, insanların günlük ihtiyacı olan aminoasitler, vitaminler, besleyici yağlar, çoğu mineral ve diğer besinler; en yüksek oranda et, balık ve diğer hayvansal gıdalardır. Et ve balıktaki bunca besin aynı zamanda insanlar için en sindirilebilir haldedir.
Et, balık ve kemik suları son derece besleyici ve sindirim için faydalı besinlerdir. Et, kemik ve balığı suda haşladığınızda besinlerin çoğu suya geçer. Bu suları çorba ve güveç yapmak için veya yemeklerle ya da yemek aralarında ısıtıcı ve tedavi edici bir içecek olarak tüketebilirsiniz. Tarifler bölümünde et, kemik ve balık suyu yapımıyla ilgili detaylı açıklamaları bulabilirsiniz. Bütün ticari amaçlı et suyu tabletlerinden ve granüllerinden uzak durmak gerektiğini söylemeye gerek bile yok. Çünkü, evde yapılmış et-kemik suyunun hiçbir iyileştirici özelliğini taşımazlar ve zararlı içeriklerle dolulardır. Suda pişirilen etler, sindirim sistemi hassas kişiler için daha kolay sindirilir besinlerdir.
Yağsız etten uzak durun; vücudumuz et liflerini ancak yağ, kolajen ve bir etin sağlayabileceği diğer maddelerle birlikteyken kullanabilir. GAPS hastaları yeterince hayvansal yağ tüketmelidir, bu yüzden pişireceğiniz etin etrafında yağ da olsun. Kümes hayvanlarının da etiyle birlikte yağını ve derisini de yemeliyiz.

2. Süt ve Süt ürünleri: Spesifik Karbonhidrat Diyeti, laktoz içermeyen süt ürünlerine izin veriyor. Laktoz, çift moleküllü bir süt şekeridir. Taze sütte ve ticari pek çok süt ürününde bulunur. çeşitli kaynaklara göre dünya nüfusunun % 25 ila % 90'ı, laktaz adı verilen sindirim enziminin eksikliğinden dolayı laktozu sindiremez. GAPS hastaları ve bağırsak sorunu yaşayanlar, hiçbir şekilde sindiremeyecekleri için laktozdan uzak durmalılardır. Yoğurt, ekşi krema ve doğal peynirler gibi iyi fermente edilmiş süt ürünlerinde genellikle laktoz bulunmaz, çünkü fermantasyon sürecinde bakteriler laktozu besin olarak tüketmektedir.
Ancak süt, GAPS hastalarının kaçınması gereken laktoz dışında da maddeler içerir. Üzerinde en fazla araştırılmış madde ise süt proteini olan kazeindir. GAPS Hastalarında, kazein yeterince sindirilemediği için, kana kazomorfin olarak geçer. Kazomorfinin kimyasal yapısı, uyuşturucularda olduğu gibi opiat yapılıdır; otizm, şizofreni, depresyon gibi hastalıkları olanların idrarında görülmektedir. Gerçekten de süt ürünlerini, bazı (hepsi değil) otistik çocukların ve şizofreni hastalarının diyetinden tamamen çıkarıldığında, klinik tablonun da bazen oldukça net bir şekilde düzeldiği görülür. Özellikle hangi kazein türünün probleme yol açtığı hakkında süren bir tartışma var. En çok beta-kazeinler denilen bir protein grubu üzerinde duruluyor. Örneğin Cade ve diğer araştırmacılar, bu protein grubunun sağlıksız bir bağırsakta beta-kazomorfin 7'ye dönüştüğünü kanıtladılar. Bu madde beynin görme, duyma ve iletişim gibi fonksiyonlarından sorumlu 32 farklı bölümü tarafına nüfuz etmektedir.
Süt ürünleriyle ilgili diğer bir problem de kolaylıkla alerjiye ve intoleransa sebep olabilmeleridir. Bilinen en yaygın alerjilerden biri süt alerjisidir, çünkü süt ürünlerinde çok çeşitli antijenler (bağışıklığı koruyan immünoglobulinler) bulunur. Çeşitli araştırmalara göre, yeni doğanlarda kolik rahatsızlığının sebebi de süttür.
Fermantasyon denilen o muhteşem doğal süreci hesaba katmazsak bu bilgilerin hepsi doğrudur. Süt, evde uygun biçimde fermente edildiğinde proteinlerin çoğu sindirilir, immünoglobulinler parçalanır ve laktoz, fermantasyon mikropları tarafından tüketilir. Fermantasyon; sütü, insan bağırsağının daha kolay idare edebileceği bir hale getirir. Dahası fermantasyon bakterileri; bağırsak astarında sakinleştirici ve iyileştirici etkisi olan laktik asit, çok sayıda vitamin (B vitaminleri, biyotin, K2 vitamini ve diğerleri) ve aktif enzimleri üretirler. Maalesef ticari amaçlı fermente olmuş süt ürünleri, sütün GAPS hastalarına uygun olacak hale gelmesi için yeterince uzun süre fermente olmuyor. üstelik fermantasyondan sonra probiyotik mikropları öldüren, enzimlere pek çok vitamine zarar veren, proteinlerin yağların ve diğer besinlerin yapısını değiştiren pastörizasyon işleminden geçiyor. Bu yüzden, GAPS hastalarına sadece evde fermente edilmiş süt ürünleri tavsiye ediliyor.
GAPS Hastaları, Giriş Diyetinin parçası olarak evde yapılmış yoğurdu, ekşi kremayı ve kefiri tolare ediyorlar. Bu gruba dahil olup olmadığınızdan emin değilseniz süt ürünlerine karşı gerçek bir alerjiniz olup olmadığını görmeniz için Hassasiyet Testi yapılmalıdır. İlerleyen aşamalarda da her aşamada Hassasiyet Testini kullanarak Süt ürünlerine Başlama Planını uygulamayı deneyebilirsiniz.

3. Yumurta: Yumurta bu dünyadaki en kolay sindirilen ve en besleyici gıdalardan biridir. çiğ yumurta sarısı anne sütüne benzetilir çünkü sindirime gerek kalmadan neredeyse % 100'ü özümsenir. Yumurta sarısı; en gerekli aminoasitleri, çok sayıda vitamini, temel yağ asitlerini, bol çinko, magnezyum ve GAPS hastalarının eksikliğini çektiği çok sayıda başka besinleri de sağlar. Yumurta, özellikle sinir sisteminin ve bağışıklığın normal gelişimi için hayati önem taşıyan B12 vitamini yönünden zengindir. Yumurta, sinir sistemi ve karaciğer fonksiyonları için olmazsa olmaz bir aminoasit olan kolin yönünden de zengindir.
Ayrıca karaciğer hastalarına da kolin tavsiye edilir. GAPS hastaları neredeyse istisnasız biçimde bilişsel sorunlara ve aşırı stres altında birer karaciğere sahiptir, bu yüzden diyetlerinde fazladan kolin olması iyi gelir. Özellikle pişmemiş halde yumurta sarısı kolin için en iyi besin kaynağıdır. Ne yazık ki bazı temelsiz "bilimsel açıklamalar ve ticari propagandalar yüzünden yumurta, muhteşem besin değerine rağmen gözden düşürüldü. Bütün bunlar yumurta kolesterol içerdiği için oldu. Son 10 yılda, yumurta tüketiminin kalp hastalıklarıyla veya damar tıkanıklığıyla bir ilgisi olmadığını gösteren çok sayıda klinik araştırma sonucu açıklandı. Aslında yumurta tüketen kişilerin çoğu, bu hastalıklarda daha düşük risk taşıyor. İnsanların çoğu, kandaki kolesterolün % 85'inin gıdalardan alınmadığını ama işlenmiş karbonhidrat ve şeker tüketimi sonucu karaciğer tarafından üretildiğini bilmiyor. Bu yüzden kalbinizi korumak istiyorsanız yumurta değil, işlenmiş gıdalardan kaçının.

4. Nişastasız taze sebzeler: Enginar, pancar, kuşkonmaz, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, havuç, salatalık, kereviz, yeşil fasulye, kabak, patlıcan, sarım- sak, soğan, karalahana, marul, mantar, maydanoz, taze bezelye, her renk biber, bal kabağı, çalı fasulyesi, ıspanak, domates, turp, şalgam, su teresi; nişastasız sebzelerdir.
Sebzeleri; diyetin aşamalarına uygun olarak pişmiş, çiğ, salata, fermente edilmiş ve sebze suyu olarak kullanabilirsiniz. Nişasta, şeker veya herhangi bir maddeyle kaplı olmadığı sürece donmuş sebzeler de tüketilebilir. Bütün sebzeler soyulmalı, çekirdekleri çıkarılmalı ve hastanın ishali tamamen geçene kadar iyice pişirilerek tüketilmelidir. İshal iyileştikten sonra sebzeler, kademeli olarak çiğ halde yemeğin yanında veya atıştırmalık olarak tüketilebilir. İt üzümü ailesinden yiyeceklere (domates, patlıcan, biber) hassasiyetiniz varsa ilk önce diyete dahil etmeyin. Giriş Diyetini tamamladıktan sonra, artık onlara hassasiyetiniz kalmadığını göreceksiniz. Bundan sonra her seferde bir tanesini kademeli şekilde diyete ekleyebilirsiniz.

5. Bütün meyveler:  (dutsu meyveler dahil) Meyveler taze, pişmiş, çiğ, kurutulmuş (sorbat, sülfit, şeker, nişasta gibi katkıları olmadan) ve donmuş (bir katkı olmadığından eminseniz) tüketilebilir. Hasta ishalse meyve vermeyin. İshal geçmeye başladığında pişmiş meyvelerle başlayın (pişirmeden önce soyup çekirdeklerini çıkarın). Dışkısı tamamen normale döndüğünde, yemek aralarında atış tırmalık olarak bir çiğ meyve vermeye başlayabilirsiniz. Meyve, etlerin sindirimini olumsuz etkilediğinden yemeklerle birlikte tüketilmesi iyi olmaz. Etlerle uyum sağlayan meyveler limon, taze limon suyu, avokado ve ekşi elma türleridir. Olmamış meyve bol nişasta barındırdığı için olgun meyveler yenmelidir.

6. Kabuklu yemişler ve çekirdekler: Ceviz, badem, Brezilya cevizi, pikan cevizi, fındık, kaju, fıstık, ay çekirdeği, kabak çekirdeği ve susam çekirdeği. Kabuklu yemişlerin ve çekirdeklerin kabuklu olarak alınması ya da kabuğundan yeni çıkarılmış olarak alınması gerekir. Kavrulmuş, tuzlanmış, kaplanmış veya başka bir işlemden geçirilmiş olmamalıdır.
Sağlıklı ürünler satan dükkanlarda, fırında kullanmak için beyazlatılmış, öğütülmüş badem (ya da badem unu) bulabilirsiniz. Kabuklu yemişler ve çekirdekler son derece besleyicidir. Bazı yaşamsal minerallerin, amino asitlerin ve yağların en zengin kaynakların- dandır: magnezyum, selenyum, çinko, omega-6 ve omega-3 yağları, vb. Epidemiyolojik çalışmalar, düzenli olarak kabuklu yemiş ve çekirdek tüketenlerde kalp hastalığı, kanser ve pek çok başka dejeneratif hastalık oranının daha düşük olduğunu gösteriyor.

7. Fasulye ve baklagiller: Kuru fasulye, lima fasulyesi  (kuru ve taze), mercimek ve kuru bezelye. Bu bahsettiklerimiz dışındaki tüm baklagiller, GAPS hastaları için aşırı nişastalıdır ve uzak durulması gerekir. Kuru fasulye, mercimek ve kuru bezelyeyi en az 12 saat suda bekletmek, sonra pişirmeden önce akan suyun altında zararlı maddelerden (lektin ve bazı nişastalar) iyice temizlemek çok önemlidir. Kuru fasulye, mercimek ve kuru bezelye ishal veya diğer sindirim rahatsızlıkları tamamen geçmeden tüketilmemelidir.

8. Bal: Bütün doğal balları tüketebilirsiniz. Petekten çıkarmak için çoğu üretici balı ısıtır, bu da bazı mikro elementlerin kaybolmasına yol açar. Bu yüzden soğuk pres balları tercih edin. Bal olabildiğince az işlem görmüş olmalı. Bal, sofra şekerinden daha tatlıdır ve GAPS hastalarının sindirim sisteminin baş edebileceği iki monosakkarid olan fruktoz ve glikoz içerir. Tatlandırıcı olarak bal kullanın. Diyetin başlangıç aşamalarında, bal dahil bütün tatlı gıdaları kısıtlamaya çalışın, çünkü şeker bağırsakta Candida albicans mantarının aşırı büyümesine sebep olabilir. 17. yüzyılda şekerle tanışılmasına kadar insanların kullandığı tek tatlandırıcı baldı. 17. Yüzyılın sonunda şeker daha bol ve ucuz olduğu için balın yerini aldı ve şekere bağlı hastalıklar başladı. Bal vücutlarımız için çok daha doğaldır ve zarar vermek bir kenara, sağlık kazandıran pek çok özellik taşır.

9.İçecekler: Bir GAPS hastası; su, taze sıkılmış meyve-sebze suları ve et/balık suyu tüketmelidir. Yetişkinler sütsüz açık çay ve kahve içebilirler. çay ve kahve hazır değil, taze yapılmış olmalıdır. Çayın içine bir dilim limon atmak faydalıdır. Taze, tek bir bitki çeşidinden yapıldığı sürece bitki çayları da tüketilebilir, ancak satılan bitki çayı poşetlerinden kullanmayın. Taze zencefil çayı sindirime yardımcı olur. Süt yerine kullanılan ev yapımı badem sütü ve ev yapımı Hindistan cevizi sütü tüketilebilir. Nasıl yapılacaklarını tarifler bölümünde bulabilirsiniz. Su içmek çok sağlıklı bir alışkanlıktır. Çocukların bu alışkanlığı kazanmasına yardımcı olalım. Bir yetişkin günde ortalama 1,5 litre su içmelidir. Filtrelenmiş olmadığı sürece musluktan su içilmesi tavsiye edilmez. Musluk suyu klorludur ve bağırsak flora dengesine zarar verir. En iyisi mineralli su veya filtrelenmiş su içmektir. GAPS hastasının günü her zaman, kişisel tercihe göre soğuk veya ılık şekilde gazsız mineralli su veya filtrelenmiş suyla başlamalıdır. Suya bir dilim limon veya bir tatlı kaşığı elma sirkesi katmak faydalıdır. Aynı şekilde suyu öğünler arasında da içmek gereklidir. Yemekle birlikte çok su içmek sindirimi zorlaştırdığı için tavsiye edilmez. Yemeklerle birlikte evde yapılmış ılık et-kemik suyu içmek, midede sindirim sıvılarının üretimini artıracağı için daha faydalıdır.
Taze sıkılmış meyve-sebze suları mutlaka tavsiye edilir. Vücuttaki detoks sürecini hızlandırıp karaciğere destek olurlar. Bunun için eve iyi bir meyve-sebze sıkacağı almanız gerekli. Bazı ticari meyve-sebze suları; etiketlerinde içerdikleri koruyucular, tatlandırıcılar ve diğer katkı maddeleri yazmadığı için yanıltıcı olabiliyor. Çoğu ticari meyve-sebze suyunun içinde, GAPS hastalarının genellikle reaksiyon gösterdiği küf ve mantarlar oluşuyor. Uyarıcı madde içeren içeceklerin ve gazlı içeceklerin diyetten uzak tutulacağını söylemeye gerek yok. Toksisiteyi artırıp karaciğere daha fazla yük oldukları için, GAPS hastalarının alkollü içecekleri tüketmemesi en iyisidir.

10. Katı ve sıvı yağlar: GAPS hastaları için en iyi yağlar; kuzu, dana/sığır, kümes hayvanı gibi hayvanlarda bulunan doğal yağlardır. Bu yağlar bağışıklığı, sindirim ve sinir sistemini onaran tüm doğru besinleri sağlar. GAPS hastalarının bu yağlardan bol bol tüketmesi gerekir. Aslında hastanız ne kadar çok taze hayvansal yağ tüketirse o kadar hızlı iyileşir. Hayvansal yağlar ısıya maruz kaldığında kimyasal yapıları değişmediği için pişirirken kullanılabilecek en iyi yağlardır. Tüm kızartma yağları veya bitkisel yağlar zararlı trans yağ asitleri içerdiği için bu yağlardan uzak durun. Yemek yaparken tereyağı, sadeyağ, dana/sığır yağı, kuzu yağı, ördek yağı, kaz yağı veya tavuk yağı kullanın. Sıvı yağ olarak sadece, soğuk sızma zeytinyağını, çiğ olarak kullanın.

11. Tuz: Doğadaki tuz, pek çok başka elementi barındırır. Aslında doğal kristal tuzu ve tam deniz tuzu, insan vücudunu meydana getiren bütün mineralleri ve eser elementleri içerir. Bu doğal haliyle tuz sadece faydalı değil, olmazsa olmazdır. Ancak sanayi kullanımında saf sodyum klorür gerektiği için, doğal tuzdan diğer tüm elementler ve mineraller yok edilir. Biz bu tuzu "sofra tuzu" adı altında tüketiyoruz ve tabii ki tüm işlenmiş yiyeceklerimizin içinde ondan bolca var. Tuzun bu hali vücudumuz için bir düşman gibidir, en basitinden iç dengemizi bozar. Vücudumuz sodyum klorürü, doğal tuzun sağladığı tüm diğer mineraller ve eser elementlerle birlikte almak üzere tasarlanmıştır. Saf sodyum klorür, suyu kendine çeker ve yüksek tansiyon, doku ödemi ve zayıf kan dolaşımı gibi sonuçlar doğuran su tutulmasına sebep olur. Vücut fazla sodyum klorürle başa çıkmaya çalışırken çeşitli zararlı asitler, safra kesesi ve böbrek taşları oluşabilir.


GAPS Hastasının Kaçınması Gerekenler
1.Tüm tahıllar ve onlardan yapılan her şey: Buğday, çavdar, yulaf, pirinç, mısır, darı, süpürge darısı, arpa, karabuğday, akdarı, kavuzlu buğday, tritikale, bulgur, tapyoka, quinoa (tohumları yenen bir Güney Amerika bitkisi), kuskus (bazıları tahıldan yapılmıyor ama çoğunlukla öyle olduğu için listede). Bunları keserek hatırı sayılır miktarda nişasta ve bütün glüten diyetten çıkmış olur. Aslında tüm tahılların kesilmesi diyeti glütensiz yapmaktadır.
* Şekerin (sakkaroz) dışında tükettiğimiz karbonhidrat çeşitlerinin başında nişasta gelir. Tüm tahıllar ve bazı kök sebzeler (patates, Hint yer elması, tatlı patates, yer elması, tapyoka) nişasta yönünden çok zengindir. Nişasta, yüzlerce tek şekerin birleşerek çok sayıda dalı olan uzun bir kordon oluşturduğu büyük moleküllerden meydana gelir. Nişastanın sindirilmesi, sindirim sistemi için kolay değildir ve karmaşık yapısı yüzünden sağlıklı insanlarda bile nişastanın çoğu sindirilemez. Sindirilmemiş nişasta, bağırsaktaki patojen floranın çoğalıp toksin üretmesi için harika bir yiyecektir. Beyaz ekmek; yeterince sindirilmeden, sakız gibi yapışkan bir maddeye dönüşür. Bu madde, hastalık yapıcı bakterilerin ve parazitlerin çoğalması için harika bir ortam yaratır.
* GAPS hastalarının diyetinde nişastaya yer yoktur. Yani tahıl yok, tahıldan yapılmış herhangi bir yemek ve nişastalı sebzeler yok. Klinik uygulamalar, bağırsağa çift şekerler ve nişastasız yeterince uzun bir zaman tanındığında ancak, bağırsakların iyileşme şansı olduğunu gösteriyor. Bu iyileşme gerçekleştiğinde kişi, olumsuz etkilerini yaşamadan tahıl ve nişastalı sebze tüketmeye devam edebilir.
* Bu diyete; un yerine öğütülmüş kabuklu yemiş ya da kabuklu yemiş unu; şeker yerine işlenmemiş doğal bal ve kurutulmuş meyve kullanılır. Kitabın tarifler bölümünde hoşunuza gidecek bir sürü güzel tarif bulacaksınız.

* 2.Tüm nişastalı sebzeler ve onlardan yapılan her şey: Patates, Hint yer elması, tatlı patates, yabani havuç, beyaz yer elması, manyok (tapyoka), ararot, gulgas kökü gibi nişastalı sebzeler de diyette yer almaz.

* 3.Şeker ve şeker içeren her şey: Kanser hücrelerin şekerle beslenir ve bir dönem şekere "beyaz ölüm" denirdi. GAPS hastalarında zaten risk altında olan bağışıklık sistemine de doğrudan zarar verdiği kanıtlanmıştır. Bunlar yetmezmiş gibi vücut, şeker saldırısıyla başa çıkabilmek için; mevcut mineral, vitamin ve enzimleri aşırı derecede kullanarak, bu hayati maddeleri tüketir. Bir GAPS hastası, zaten magnezyum ve diğer yaşamsal besinlerin eksikliğini çektiği için hiçbir şekilde şeker tüketmemelidir. GAPS hastalarında çeşitli faktörlere bağlı olarak patojenik vücut florasının aşırı çoğaldığını biliyoruz. Bu patojenlerin bir grubu da neredeyse istisnasız olarak, aralarında Candida türlerinin de bulunduğu mayalardır. Mayalar, glikozla ve diğer şeker türleriyle beslenir.
* Mayaların aşırı çoğaldığı bir vücutta Candida glikozu ele geçirir ve glikozun, alkollü fermantasyon adı verilen bir işlemle sindirilmesine neden olur. Bu biyokimyasal süreçte Candida ve diğer mayalar, besinlerden alınan glikozu alkole (etanol) ve yan ürünü olan asetaldehide çevirirler. Alkolün özellikle de çocuklar için toksik olduğunu hepimiz biliyoruz. Çok az miktarlarda da olsa, sürekli alkol alımından etkilenmeyecek bir organ yoktur.
* Asetaldehid, alkol yan ürünlerinin en toksiği olarak bilinir. Bu kimyasalın en yıkıcı etkilerinden biri, proteinlerin yapısını değiştirebilme yeteneğidir. Büyük oranda proteinlerden meydana geliriz. Hormonlardan enzimlere kadar vücudumuzda bulunan sayısız ve çeşitli aktif madde proteindir. Yapıları asetaldehidle değiştiğinde, fonksiyonlarını gereğince yerine getiremezler. Alkol ve asetaldehid, vücutta pek çok temel besini işe yaramaz hale getirir. Örneğin proteinlere bağlanan asetaldehid; nörotransmitter üretiminde, yağ asitlerinin metabolizmasında ve vücutta daha pek çok süreçte rol alan B6 vitamininin işlevsel eksikliğine yol açar.
* GAPS hastalarında bir başka yaygın işlevsel eksiklik, tiroit yetmezliğidir. Tiroit bezi yeterince hormon üretse de, çalışma alanları asetaldehid ve diğer toksinler tarafından işgal edilmiştir. Sonuç olarak kişide tiroit yetersizliğinin tipik belirtileri olan depresyon, cansızlık, yorgunluk, kilo alma, vücut ısısı kontrolünün zayıflaması, bağışıklığın zayıflaması, vb. görülür.

* 4.Nişastalı bakliyatlar: soya fasulyesi, maş fasulyesi, nohut, fasulye filizi, bakla diyet süresince beslenme programında yoktur. Çünkü nişastanın her çeşidi, GAPS hastalarının anormal bağırsak florası nedeniyle fermente edilemez ve sindirilemez. Bu nedenle, patojenik florayı ve parazitleri besleyen bir yiyeceğe dönüşür.

* 5.Laktoz ve laktoz içeren her şey: Sıvı veya kurutulmuş her çeşit süt, ticari üretilmiş yoğurt ve ayran, ekşi krema, laktoz içeren işlenmiş yiyecekler diyette yoktur. Laktoz, çift moleküllü süt şekeridir ve GAPS hastaları laktozu sindiremediği için, gaz ve şişkinlik yaratır. Sindirilemeyen her besin gibi gıda intoleranslarına neden olarak beynin ve bedenin toksinlenmesine neden olur.

* 6.İşlenmiş Gıdalara, Hayır! Kekler, tatlılar ve hazır pek çok yiyecek şekerle yapılır ve hepsinin ana maddesi undur. Bunun yanında renklendirici, koruyucu, tatlandırıcı gibi pek çok kimyasal da içerirler. Glütenli veya glütensiz, hepsinin diyetten uzak tutulması gerekir.
* Modern beslenme alışkanlıklarımız içinde meşrubatlar; kimyasal katkıları saymazsak, en büyük şeker kaynaklarından biridir. Bir kutu gazlı içecekte 5 ile 10 tatlı kaşığı arasında şeker bulunabilir.
* Meyve suları işlenmiş meyve şekeri ve küfle doludur. Taze sıkılmış olmadığı sürece meyve sularını da diyetinizden çıkarmalısınız. Sözde "diyet" içeceklerde bulunan şeker muadili aspartamın, kanserojen ve nörotoksik olduğu ortaya çıktı. GAPS'lı çocuk ve yetişkinlerin diyetlerinden aspartamı kesinlikle uzak tutması gerekiyor. Gıda endüstrisi yeni işlenmiş ve yapay tatlandırıcılar (ksilitol, mısır şurubu, agave şurubu, diğer şuruplar, vb.) üretmeye devam ediyor. Hiçbiri güvenilir değildir ve bir GAPS hastasının hepsinden kaçınması gerekir. Şeker ve buğday o kadar sinsidir ki, market raflarında bu ikisini içermeyen herhangi bir işlenmiş gıda bulmak çok zor olabilir.

* 7.Soya olmasın lütfen! İşlenmiş gıdaların çoğunda; margarinlerde, salata soslarında ve diğer soslarda, ekmeklerde, bisküvilerde, pizzalarda, bebek mamalarında, çocuk atıştırmalıklarında, tatlılarda, keklerde, vejetaryen ürünlerde, süt yerine kullanılan ürünlerde, yeni doğanlar için süt formüllerinde bulunabilir.
* Soyanın Batı'da kullanım biçimine soya protein izolat deniyor. Nasıl mı yapılıyor? Lifleri bir alkalin solüsyonla ayrıştırdıktan sonra soya fasulyeleri, asitle temizlenmek üzere geniş alüminyum tanklara alınıyor. Soya fasulyeleri asit sebebiyle alüminyumu kalıcı bir şekilde emer ve bu da satışa sunulan üründe kalır. Alüminyum; demans ve Alzheimer hastalıklarıyla ilişkilendirilmiştir. Soya fasulyeleri; alüminyum içinde asitle temizlendikten sonra, kanser gelişimine neden olan nitrat da dahil olmak üzere birçok başka kimyasalla işlem görmektedir. Son ürün; neredeyse tatsız, kolay kullanılır, her gıdaya eklenebilir bir tozdur.
* Dünyada üretilen soyanın % 90'ından fazlası genetik olarak değiştirilmiş olmasına rağmen, etiketlerinde bu bilgi nadiren bulunur. Bu yüzden neresinden bakarsanız bakın, soyanın GAPS'lı hastalar tarafından kaçınılması gerekir. GAPS Beslenme Programı tamamlandıktan sonra, geleneksel fermente edilmiş soya ürünleri kullanılabilir: natto, miso ve soya sosu. Sadece üretildikleri soya fasulyesinin organik olmasına ve genetiğinin değiştirilmemiş olmasına dikkat etmelisiniz.

 

ULAŞIM BİLGİLERİ

Cemalpaşa Mah. Ethem Ekin Sk. Yeşilköşk Apt. No:4 Kat:1 Daire:2 (ASKİ Sokağı Atatürk Cad. Groseri Arkası) Seyhan / ADANA

UYGULAMA ALANLARI

Düzgün işleyen bir sistemde hastalık oluşmaz ya da oluşan hastalık sistemin üzerindeki stresin ...

DR. DOĞANAY KÜRKÇÜ

1966 doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Konya'da tamamladım. 1992 yılında tıp fakültesinden ...

Template Settings

Color

For each color, the params below will be given default values
Yellow Green Blue Purple

Body

Background Color
Text Color

Footer

Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction